Statü Bir İllüzyon mu, Yoksa Nöral Gerçek mi? Ventral striatum
- M Enes Bulur

- 3 saat önce
- 3 dakikada okunur
Bir üniversite profesörünü düşünelim. Bir temizlik görevlisiyle konuşurken kullandığı dil ile, akademik bir meslektaşıyla konuşurken kullandığı dil aynı mıdır? Ya da bir öğrencinin hocasını gördüğünde davranışlarını aniden düzeltmesi…Peki, otobüste karşılaştığımız farklı insanlara karşı tutumumuz neden değişir? Bu farklar sadece sosyal kuralların bir sonucu mu, yoksa beynimizin bu durumları işleme biçimiyle mi ilgilidir? Ventral striatum, beynin ön beyin (forebrain) bölgesinde yer alan ve bazal ganglionlar adı verilen yapı grubunun bir parçasıdır. Beyin kabuğunun (korteks) altında, daha derin ve merkezi konumda bulunur.Üst kısmında dorsal striatum (kaudat çekirdek ve putamen) yer alırken, içe doğru uzanan bölgelerde septal alanlar ve beynin orta hat yapıları bulunur.
Bu bölge özellikle ödül, motivasyon ve değer algısı ile ilişkilidir. “Benim yorumuma göre, bu sistem sadece ödül değil, aynı zamanda sosyal hiyerarşiyle ilişkili ‘değer atama’ mekanizmasının bir parçası olabilir.” Bu bölge özellikle ödül, motivasyon ve değer algısı ile ilişkilidir. Sosyal ve duygusal bağlamda bakıldığında, ventral striatum bazı uyaranları “yüksek ödül değeri” olarak kodlayabilir. Örneğin bir kişiyi çekici bulduğumuzda veya onunla etkileşim kurduğumuzda, dopamin aracılı ödül sistemi aktive olabilir. Ayrıca oksitosin gibi nöromodülatörler, bu ödül devreleriyle etkileşime girerek sosyal bağlanmayı güçlendirebilir. Bu durum, bir kişiyle vakit geçirmenin sadece keyifli değil, aynı zamanda tekrar edilmek istenen bir deneyim haline gelmesine katkıda bulunur. Bu açıdan bakıldığında, duygusal bağlar yalnızca psikolojik değil, aynı zamanda belirli nöral mekanizmalarla desteklenen süreçlerdir.
Bir yarışmayı kazandığımızda, terfi aldığımızda ya da sosyal bir grupta saygı gördüğümüzde ventral striatum aktivitesinde artış gözlenebilir. Bu durum, beynin ödül sisteminin yalnızca fiziksel kazançlara değil, sosyal kazanımlara da duyarlı olduğunu gösterir.
Statü artışı, beyin için para veya diğer ödüller gibi “değerli” olarak işlenebilir. Araştırmalar, sosyal hiyerarşide farklı konumlarda bulunan bireylerin, sosyal ödüllere (onaylanma, övgü gibi) karşı ventral striatum düzeyinde farklı tepkiler gösterebildiğini ortaya koymaktadır.
İlginç bir şekilde, “schadenfreude” olarak adlandırılan, başkasının talihsizliğinden duyulan gizli memnuniyet sırasında da bu bölgenin aktive olabildiği gösterilmiştir. Özellikle bu kişi bir rakip olarak algılanıyorsa, onun yaşadığı kayıp beynin ödül sistemi tarafından olumlu bir sinyal olarak işlenebilir. Bu bulgular, beynin sosyal dünyayı da bir tür “ödül ve değer sistemi” üzerinden değerlendirdiğini düşündürmektedir. Ne İnanılmaz değil mi?
Geçici sevgi kavramını değerlendirmeme izin versin, Sürekli aynı uyaran (eşin/sevgilin) geldiğinde, ventral striatum bu duruma alışır ve artık eskisi kadar yüksek tepki vermez. Eğer ilişki sadece "tutku ve ödül" (ventral striatum) üzerine kurulduysa, bu dopamin çekildiğinde kişi "Artık sevmiyorum" veya "Büyü bozuldu" diyebilir. Oysa bozulan büyü değil, beynin ödüle karşı duyarsızlaşmasıdır. Buda aklımıza şu soruyu getiriyor ister istemez evililikler neden yüzeysel kalıyor? Birde bunun Fırsat maliyeti kısımı var dostlarım. Beyin bilinçaltında şu hesabı yapabilir: "Şu anki partnerim (ödül değeri X), ama daha yüksek statülü veya daha çekici biriyle (ödül değeri Y) beraber olabilirim." Burada düşünmemiz gereken edebi alanda şudur gerçek aşk ne denli öze bağlılık gösterir? Beynin ilk o üç saniye değerlendirmesi aklınıza gelmiştir. aslında ventral striatumun jet hızında yaptığı bir "Değer Biçme (Valuation)" işlemidir. İnanılmaz dostlarım! Ventral striatum "Bu kişi harika bir ödül!" sinyali gönderdiğinde, beynin diğer bölgeleri bu kişinin sadece dış görünüşünü değil; zekasını, dürüstlüğünü ve yeteneklerini de otomatik olarak "yüksek" puanlar. Yani o 3 saniyelik ilk ödül sinyali, sonraki 30 dakikalık sohbeti manipüle eder. İlk 3 saniye biyolojinin kaderidir ama sonraki yıllar iradenin sanatıdır. : Eğer ilk saniyelerde bu bölge "tehdit" veya "düşük değer" sinyali verdiyse, sonradan ağzınla kuş tutsan da o derinlerdeki "isteksizlik" hissini kırmak çok daha fazla enerji (prefrontal korteks çabası) gerektirir. O zaman görücü usulü evliliğe bakalım dostlarım, bence harika bir bilimsel veri bize sağlıyor. Beklenti genellikle daha nötrdür bu anlarda. Tanışma anında kişi karşı tarafta küçük bir çekicilik, nezaket veya ortak bir zevk bulduğunda, ventral striatum "Hey, bu beklediğimden daha iyi!" der ve yoğun bir dopamin salgılar. Bu da o anlık "elektriklenme" hissini tetikler. Ne inanılmaz değil mi? Görücü usulünde, toplumun ve ailenin o kişiye verdiği "onay", kişinin beyninde o adayı hiyerarşik olarak meşru ve değerli kılar. Bu da ventral striatumun o kişiyi bir "eş" olarak kabul etmesini kolaylaştırır. "Geçici sevgi" dediğin şey, bu toplumsal destekle birleştiğinde daha stabil bir zemine oturur. Burada övgü sunulması gereken bu gelenek bence çok değerlidir. Spitnozayı düşünelim.
İnsanı sevmek, doğayı ve yaradını sevmektir.
Bu ne muazzam bir köprüdür, Birini sevdiğinde beynin ödül merkezi parlar. Spinoza'nın bahsettiği o "sevinç" (Laetitia), biyolojik olarak dopaminle yankılanır. Buda bizi harika isim emual kanta götürür, sevgiyi araç değil amaç görür buda görücü usulü evliliğe büyük bir övgüdür! "O kişi, tüm sosyal sıfatlarından bağımsız olarak, sırf bir 'insan' olduğu için başlı başına bir değerdir." Shakespeare, sonelerinde (özellikle 12, 60 ve 116. soneler) zamanı, güzelliği yiyip bitiren, statüyü yerle bir eden ve "insanı araç haline getiren" o biyolojik süreci durdurmaya çalışan bir devrimci gibidir.
"Zaman, gençliğin alnına çizgiler çizer, Doğanın en nadide süslerini kemirir." (Sone 60)
Meşhur 116 soneye gelmeme izin verim dostlarım.
"Sevgi, zamanın oyuncağı değildir; Al dudaklar ve yanaklar onun tırpanının kavisli alanına girse bile..."

Yorumlar